Günaydınım ol Soğuk Gece - Bölüm 2 - Günaydınım Ol

Soğuk Gece – Bölüm 2

Sene 2004..

Yayları sırtına batan ranzasında uzanmış gökyüzünü seyrediyor,dalıp düşler kuruyordu.Yedi yaşındaki bir çocuk başka ne yapabilirdi ki?

Ay’ı anne yıldızları da çocukları zannediyordu. Ay olmadığı gün oda uyumuyor,yıldızlar tek başına üzülüp sıkılmasın diye sabaha kadar bekliyordu. Böylesine düşünceli ve vicdanlı bir çocuktu Osman, ama hayat ona karşı hep vicdansız davrandı.Peki bunların annesi arada geliyor benim annem neden yok neden hiç gelmiyor diye düşünüyordu kendi kendine ki o sırada kapı birden açıldı ve Osman ne yaptığını bilmeden battaniyeyi kafasından aşırdı.İçeriye gelen büyük ihtimalle şişman nöbetçi hocaydı.Odanın içinde tak tak topuklu ayakkabı sesi geliyor,Osman buradan tahmin etmişti o olduğunu. Ses yaklaştıkça Osman’ın heyecanı artıyordu, çünkü bu kadın uyumayan öğrencileri azarlıyor ve ceza veriyordu. Ses yatağının dibine kadar gelmişti.Osman kalp atışımı duyar diye korkuyordu ki nihayet uzun bir menteşe gıcırtısı ile kapı kapandı.

Hemen pis kokulu battaniyeyi başından aşağı indirdi yıllardır yıkanmıyordu sanki.O battaniye kışın ısıtmaktan ziyade kokudan insanı uyutmuyordu.Osman haricinde bütün yatakhane uyuyordu ama o gece ay yoktu,nereydi ki,Osman sabah yıldızlar annesine gidene kadar onları bekledi ve sohbet etti. O gece biraz da heyecanına yenik düşmüştü aslında yarın okulun ilk günüydü.Yedi sene sonunda ilk defa o yurttan çıkacak yeni insanlar çocuklar görecekti.Çok farklı beklentileri vardı dışarıdaki hayattan.Değişik insanları görecekti.Acaba annesiyle karşılaşa bilecek miydi?Osman bu ihtimali düşlüyordu hep ama dünya kendisinin düşündüğünden çok  büyük hayal ettiğinden ise çok daha kötüydü.Nihayet sabah oldu.Yıldızlarla vedalaşan Osman üzerini giydi ve Kemal’in yatağının yanına giderek:

-Kemal Kemal uyan bugün okul var.

Biraz geç de olsa oda uyanıp üzerini giydi ve yemekhane yoluna koyuldular.

Yemekhanede zayıf mini etekli gözlüklü hoca:

-tek sıraya geçin!

Diye yüksek sesle bağırıyordu.Yemekhane yemek dışında her şey kokuyordu.Orada yemek yemeyi bırak tuvalet ihtiyacı bile giderilmeyecek kadar pisti.Yerler soğuk beton,bir iki masa sandalye vardı sadece.Çıplak ayaklarla beton zemine basan çocuklar bütün soğuğu iliklerine kadar hissediyordu. Tabletini alan Osman yemek sırasına geçti ve üç beş zeytin ufak bir dilim peynir ve bir yumurtasını aldı.Masasına giderken arkadan çirkin aşçı sesleniyordu;

-Heyy !! Ekmeğini unuttun al zıkkımlan diyor,Osman hemen ekmeği ile demir bardaktaki çayını alıp sıcak bardağın elini yakmasıyla hızlı adımlarla masasına gitti



 Kemal’de tam karşısına oturdu.Sabah kahvaltısını çok seviyorlardı,çünkü akşam yemekleri iğrenç oluyordu onlara göre,seslendi  Vedat :

-Osman

-efendim

-şu öğretmenler

-ne olmuş

-onlar neden bahçede ve çok güzel yemekler yiyorlar dedi.

-….

Osman sadece sustu.Söyleyecek bir şey bulamadı çocuk aklıyla ya da çok şey vardı ama diyemedi.Osman genelde susup saatlerce düşünenlerdendi.Çok içine kapanık birisi değildi aslında.Sadece kimseyle konuşmaz saatlerce oturur düşünürdü tek başına ve fikirlerini hep anlatırdı arkadaşlarına en çokta Kemal’e,yemekleri bitti ve hızlıca dışarıya çıkmak için kapının oraya gittiler ki görevli öğretmen orada bekliyordu.Doğrusunu söylemek gerekirse o görevliden çok korkuyorlardı.Biraz panik yapıp geriye çekildiler.Görevli yanına çağırdı ikisini: 

-doğru okula gideceksiniz. Orada yaramazlık yapmak yok. Okul bitince beş dakika içinde gelmeyen ceza alır!

Diye bayağı kızmıştı küçük bedenlere. Kapıyı açarak eliyle gidin işareti yaptı.Onlar küçücük çocuktu aslında neden bu kadar çok kızıyorlardı? Kimsesiz olmak mıydı suçları? Hiç zannetmiyorum.Her kimsesizin bir sahibi vardı.O herşeyi gören her yetimi koruyan değilmiydi ?

 

İlk defa dışarıya çıkan Osman ile Kemal şaşkın bakışlar ile etrafa bakıyorlardı.Çevrede koşuşturan insanlar, araba sesleri, dışarıdaki her şey ilgilerini çekiyordu.İkisi de sustu ve sadece şaşkın şaşkın çevreyi izledi.O sırada bir arabanın korna sesi ile irkildiler ve birbirlerine bakıp hafif bir tebessüm ettiler.

Osman ile Vedat elleri birbirinin omzunda heyecanlı şekilde beş yüz metre uzaktaki okula nihayet ulaştılar ama ilk ders zili çalıyordu.

İlk derse de geç kalmışlardı.Tıpkı hayata geç kaldıkları gibi…

 

                                                                                                                                                Devam Edecek…

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir